TIKLA
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/edkirtasiye?ref=hl
  • https://plus.google.com/b/106886206509708574199/106886206509708574199/posts
  • https://twitter.com/egitimdunyamiz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi14
Bugün Toplam128
Toplam Ziyaret1365896
ANKET
Sizce Eğitim Sisteminin En Büyük Eksikliği Nedir?
Site Haritası
REKLAM4
reklam5
REKLAM2
REKLAM1
REKLAM

MEKTUPLAR

Değerli Kardeşim TARIK,

        Tarık, nasılsın? İyi misin? Seninle görüşmeyeli altı yıl oldu. Sen bir yaşına girmeden üç gün önce vefat etmiştin. O günler sanki dünkü gibi aklımda…

        Sen aslında doğduğunda sağlıklıydın. Hatta seni benim bebekliğime benzetiyorlardı. Her ne olduysa sende ölümcül bir hastalık çıktı. Tabii ben bunları yani hastalığının ölümcül olduğunu 2007 yılında öğrendim. Anneme ve babama kızmıyorum; çünkü senin hastalığını doktorlar bile zor teşhis etmiş, sen yanıt vermemişsin. Sen gidince sanki yüreğimde bir şeyler koptu; ama bu yüreğimden kopan acı ve his hâlâ yüreğimde. Acaba hiç geçmeyecek mi bu his?

        Tarık, senle acı tatlı bir kardeşliğimiz oldu. Sen vefat edince ben senin yüzünü öptüm ve şunu anlamadım: Sen tedaviye yanıt vermiyorken Somalili çocuklar gibi zayıflamıştın; ama nasıl oldu bilmiyorum vefat ettikten sonra bembeyaz, tombul ve nur yüzlüydün. Bunu anneme sordum. O da sen bebekken vefat ettiğin için cennete gideceğini söyledi. Bu da yani şişmanlaman ve yüzünün bembeyaz olması cennete gideceğinin belirtisiymiş.

        Cennette misin, cennet kuşum? Oralar nasıl? Hâlâ öyle tombul musun? O acı tatlı anılarımızı hayal meyal hatırlıyorum. İyi ki annem babam kadar hatırlamıyorum seni. Yoksa ben ağladıkça sana huzur veremezdim. Biliyor musun, bizim yeni kardeşimiz oldu. Kız; ama aynı sen: burnu, saçı, kaşı, gözü her şeyi sana benziyor. Kardeşimiz için dua et. Hep senden bahsedeceğim ona. Abisini tanısın değil mi? Lütfen dua et, senin gibi bize acı çektirmesin…

        Seni seviyoruz. Seni öpüyoruz. Seni unutmamak üzere…

                                   Kardeşin…

 

Bilge Nur ÇAMPAŞALI     6-B 

 

               

Sevgili Abiciğim,

 

Nasılsın, iyi misin? Ben sana bu mektubu yazsam da bu mektubun cevabı bana hiçbir zaman gelmeyecek biliyorum. O küçücük yerden, o minnacık alandan kâğıt, kalem bulup bana ve sorularıma cevap yazamayacaksın ama ne yapayım?

Seni görmeyeli nerdeyse beş yıl olacak. Ben seni o kadar çok özledim ki anlatamam… Her resmini gördükçe ağlıyorum, sızlıyorum. Ama neden hiç rüyama girmiyorsun? Bir kere olsun, ne olur rüyama gir de rüyamda hasret giderelim bari. Orada göreyim o güzel yüzünü. Ben seni çok ama çok seviyorum. Seni suçlamıyorum. Ne de olsa sen isteyerek ayrılmadın benden. Ne diyelim ki...

 

Belki de gideceğin bir durak ötedeki yerde beni unutacaksın. O yemyeşil yerde, sıra sıra köşklerde, istediğin her şeyi yapabileceğin yerde beni unutman çok normal değil mi? Tam on yaşındaydın gittiğinde… Şimdi ise on beş yaşındasın. İnsan der ki: “Ne de çabuk geçti yıllar.”

Ama sensiz bir saniye benim için sanki bir asır gibiydi… Yalnız değildim belki; ama ne diyebilirim ki...

Sen olmayınca saniyelerin anlamı yok benim için. Tam sekiz yaşındaydım beni bırakıp gittiğinde. Şimdi kaç yaşındayım biliyor musun? Tam on iki yaşındayım. Her gece ağladım, yastıklarınla uyudum. Zaten seni dört ay görmemiştim. Bana sarılmadan beni bıraktın. Hep pencere arkasından sana baktım. Her adın anıldığında, her Muhammet Arif EREN denildiğinde benim içim yanıyor. Kalbimde bir boşluk hissediyorum...

 

Peki, ben bu mektubu nereye göndereceğim? Hangi postaneye vereceğim? Hangi adrese yollayacağım? Bu soruların cevabını hiç bilmiyorum ve ömrümün sonuna kadar da hiç bilemeyeceğim; ama ben bu mektubu sana kalbimden yolluyorum. Merak etme ben de geleceğim oraya. Sonunda bütün insanların gideceği yer orası değil mi? Seninle birlikte cennete gitme ümidiyle…

 

                                                                                                          Kardeşin Ayşennur

 

 

 

Ayşennur AKARSU     6-E

 

 

Sevgili Öğretmenim,

Birbirimizi tanıyalı çok uzun süre olmamasına rağmen beraber yaptığımız o kadar çok şey oldu ki… Siz benim için çok değerlisiniz. Ben anlaşılması, çözülmesi zor bir kişiyim. Hiç bitmeyen enerjiye sahip, hiç durmadan saatlerce konuşabilecek potansiyelde, her dakika gülen, genelde saha ve ağaç tepelerinde görülen, ödev konusunda pek takdir edilecek pozisyonda olmasa da sınavlarda başarı yakalamakta çok zorluk çekmeyen, dediği şeyde her zaman haklı olan, hatalı olsa da mantıksal yönden ikna edici açıklamalarla kendi söylediğini kabul ettirme çabalarına giren, bazen inatçı bazen ise hemen söz dinleyen bir kişiyim.

Zaman o kadar hızlı akıyor ki yaşama ayak uydurmakta zorlanabiliyoruz. Veya nasıl geçtiğini fark etmeden bir bakıyoruz aylar bitmiş, ayrılık vakti yaklaşmış. Dolu dolu geçirebileceğimiz altı ayımız kaldı. En kısa zamanda sizin verdiğiniz hedefler doğrultusunda çalışmaya başlamalı, eksiklerimi tamamlamalı, iyi bir lise için elimden geleni yapmalıyım.

Hiçbir şey bir anda olmuyor. Bir an önce çalışmazsam iyi bir liseye gidemeyeceğim gibi, kötü bir lisede de istediğim başarıya ulaşamayacak, iyi bir doktor olamayacağım. Biliyorum, eğer iyi yerlere gelmezsem benim üzüldüğüm kadar siz de üzüleceksiniz. Bir öğretmeni mutlu edecek şey, şüphesiz öğrencilerini iyi yerlerde, mutlu bir şekilde görebilmektir. Ben çalışacağım öğretmenim. Beni iyi yerlerde göreceksiniz ve emeğinizin karşılığını alacaksınız. Sadece ben değil, birçok öğrencinizi gelecekte iyi yerlerde görecek, bizlerle gurur duyacaksınız. Sadece ders yönüyle başarılı olmamız, sadece iyi bir meslek sahibi olduğumuzu görmeniz, pekâlâ sizi tatmin etmeyecektir. Siz bizlere her yönden başarılı olmamız gerektiğini öğrettiniz. Ahlak dediniz, güzel ahlak; nerede nasıl davranılması gerektiğini öğrettiniz. İnsanların dış güzelliğinden ziyade içinin güzel olması gerektiğini söylediniz. Terbiye dediniz; onun her şeyden önemli olduğunu, ne olursa olsun ondan vazgeçmememiz gerektiğini öğrettiniz. Başarı dediniz; kısa ömrümüzü alelade yaşayıp, hiç ölmeyecekmişçesine geçirmek yerine, hedeflerimizin olması gerektiğini ve bu hedefleri düşündükçe daha bir azimle çalışabilmeyi öğrettiniz. Ne olursa olsun pes etmemeyi, yılmadan çalışmayı, amaçsız yaşamamak gerektiğini söylediniz. Haklıydınız; eğer yılarsam, pes edersem veya amaçsız yaşarsam bu hayatın bir anlamı olmaz. Yılmak çare değil çünkü.

Hedeflerimin üzerine gittikçe daha iyi şeyler başaracağım, hem ben mutlu olacağım hem de siz mutlu olacaksınız. Siz her şeyden önce insana insan olduğu için değer vermemiz gerektiğini öğrettiniz. Ön yargı dediniz; huy olarak benimsemememiz gerektiğini, insanları tanımadan yargılamanın çok yanlış olduğunu öğrettiniz. Sorumluluk dediniz; bulunmadığı takdirde hayatta hiçbir ilerleme kaydedemeyeceğimizi, olmazsa olmazlarımızdan olması gerektiğini öğrettiniz. Asıl zenginliğin mutluluk ve huzur olduğunu ve daha nice şey öğrettiniz. Emin olun ki boşa değil bu uğraşlarınız, boşuna değil bizim için yaptığınız fedakârlıklar ve boşuna olmamalı döktüğünüz onca ter, çektiğiniz baş ağrıları…

Yavaş yavaş kök saldık hayatınıza, serpildik, her sonbaharda yapraklarımızı döktük. Doğanın kanunu bu, bahar gelince de şenleneceğiz elbet.

Size söz veriyorum, ileride sizin öğrettiğiniz şeyler doğrultusunda iyi bir meslek sahibi, güzel ahlaklı ve sevilen bir kişi olacağım. Bulunduğum konumda sizin öğrenciniz olarak bulunacağımdan gördüğüm her takdirde sizin de payınız olacak ve umarım benimle gurur duyacaksınız.

İçimden geçen şeyleri fazlasıyla, eksiğiyle; doğrusuyla, yanlışıyla yazdım. Umarım bu yazdıklarım dua niyetine geçer. Benim yazacaklarım bu kadar. Sizden beni unutmamanızı bekliyorum.

Sizi çok seven ve sizi inşallah hayal kırıklığına uğratmayacak öğrenciniz…

                                                                                                                       Ayşenur Öztürk

 

Ayşenur ÖZTÜRK     8-B


Sevgili Anneciğim ve Babacığım,

Sizinle duygu ve düşüncelerimi paylaşmak için bu mektubu yazmaya karar verdim.

Ben sürekli değişen, büyüdüğüm bir dönemdeyim. Bana bu değişimde yardım etmenizi istiyorum. Bu değişimi atlatmam için öğrenmem gereken şeyler var. Yanlış yapmadan hiçbir şey öğrenemem. Düşe kalka da olsa yanlışlar yapmadan doğru yolu bulamam. Bana bu yolda yardım etmenizi ve yanlışlarımı yargılamak yerine beni anlayışla karşılamanızı istiyorum.

Büyüdükçe sorumluluklarım artıyor. Ben bundan kaçmak istesem de beni bundan alıkoyun; ancak bu şekilde sorumluluk duygum gelişir ve sorumlu bir birey olabilirim. Sözlerinizi tutabileceğinize emin olunca söz verin. Verdiğiniz sözleri tutmayınca çok üzülürüm; çünkü benim konuştuklarımı hiç önemsemiyorsunuz gibi gelir. Size olan güvenim azalır ve güven duygumu kaybederim.

Büyümemi kolaylaştıracak kurallar koyun. Kurallarınız beni kısıtlamasın. Sınırlarımı aşınca sonuçlarının ne olacağını bilemediğim davranışlarda bulunabilirim. Bu davranışlarım hem sizi hem de beni üzer. Yaşıma uygun ve gerekli kurallar koymaktan kaçınmayın. Bu kurallar beni şekillendirir. Bunlar beni hayata hazırlar ve nerede ne yapmam gerektiğini bu şekilde öğrenirim.

Davranışlarınızda çok dikkatli olun. Çünkü beni hayatımda en çok etkileyen şey sizin davranışlarınızdır. Birbirinize karşı hissettiğiniz duygular azalırsa ben bundan çok kötü etkilenirim. Unutmayın ki ben sizleri örnek alıyorum.

Ben çok yaramazlık yapınca bana bağırırsanız ben uslanmam ve bu davranışlarımdan vazgeçmem. Ama yaramazlık yapınca beni tatlı bir şekilde uyarırsanız yaramazlık yapmaya devam etmem. Benim sorumluluklarımı çok zorlaştırmayın ama yapacağım işleri yapmayınca beni uyarabilirsiniz.

Ben yaşıma göre davranırım. Bana yaşımdan olgun davranışlar sergilememi beklemeyin. Unutmayın ki ben hâlâ çocuğum. Siz benden sizler gibi yetişkin olmamı isteseniz bile ben bunu yapamam.

Bütün kuralları öğretmeye kalkmayın, öğrenmem için denemem lazım. Bana denemek için fırsat verin sonuçta her şeyin bir zamanı var.

Siz beni zor duruma düşürmeyin. Büyümemi zorlaştıracak davranışlarda bulunmayın. Büyürken onurumun kırılmaması gerekir, eğer kırılırsa kendime olan özgüvenim yok olur gider.

Ben kusursuz bir insan değilim. Olmamı da beklemeyin. Ben de sizden mükemmel bir ebeveyn olmanızı beklemiyorum. Merak etmeyin bir gün büyüyeceğim. O zamana kadar sizden sadece şefkat, sevgi ve anlayış bekliyorum.

                                                                   Sizi çok seviyorum.

                                                                           Oğlunuz…

                                                                                                             Mustafa Burak TOPAL  

                                                                                                                      6-D    


                                                   

 

Sevgili Anneciğim ve Babacığım,

 

Öncelikle sizleri ne kadar çok sevdiğimi yazmak isterim. Siz gerçekten mükemmel anne ve babasınız. Sizlerin ve ailemizin bazı hataları var aslında. Şimdi size yapmamız gerekenleri anlatayım:

            Ne kadar mutlu bir aile olsak da bir araya fazla gelemiyoruz. Babacığım aslında sen eve geceleri çok geç geliyorsun. Çoğu geceler seni göremeden uyuyoruz. Ne olur eve biraz erken gel…

            Aslında ben de hatalı bir çocuğum. Bunu kabul ediyorum. Sizlere kimi zaman bağırıyorum, kimi zaman sözlerimle üzüyorum sizi. Tabi ki kusursuz olamayız. Benim de hatalarım oldu, sizin de hatalarınız vardır. Aslında birbirimizin hatalarını kibarca örtmeliyiz. Birbirimize bağırıp birbirimizi üzmemeliyiz, kavga ve gürültü yapmamalıyız.

         Biliyorum, zaten iyi geçinen bir aileyiz; ama yine de dikkatli olmalıyız. Ailece kararlar almalı, bu kararlara saygı duymalıyız. Herkese görevler vermeli, işbölümü yapmalıyız.

        Hatırlatmak isterim, aileler bir bütündür. Biz ailemizi bölmemeliyiz. İsteklerimizi göz önüne alarak onları yerine getirmeliyiz, birbirimize yardım etmeliyiz.

         Bu mektupta sizlere sevgi dolu ve mutlu bir aile olmamız gerektiğini anlatmak istiyorum. Eğer böyle güzel bir aile olursak yaşamak daha eğlenceli olmaz mı?

          Eğlenceli bir hayat için sevgi dolu ve anlayışlı bir aile olmalıyız. Haydi, öyleyse düzelelim, birbirimizi dinleyelim. Birlikte bolca vakit geçirelim. Bakın o zaman nasıl olacak hayat…     

                                                                                                                                                 

 Sizi seven, sevginizi bekleyen biricik kızınız Nisa



Nisa GANİ    6-A

                                                                                                



 

                             

                                                                                               

 

     


Yorumlar - Yorum Yaz


 TIKLA